in

Algı Türleri

algı türleri

Algı Türleri hakkında neler biliyorsunuz? Bugüne dek algıladığınız ya da maruz bırakıldığınız uyaranların farkında mısınız?

Beş duyu organımızla algıladığımız uyaranları bu yazıyı okuduktan sonra fark edebilir hale geleceksiniz.

Algı Türleri

İnsanların enformasyon alma yeteneğine sahip olması sözsüz mesajların ana kaynağını oluşturur. Çevremizden enformasyon edinmemizi sağlayan duyular sayesinde de farklı algı türlerini ortaya çıkar.

Çevremizdeki uyaranlara ilişkin bilgileri görerek, duyarak, koklayarak, tadarak ve dokunarak edinir ve ham haldeki bu bilgileri çeşitli bilişsel süreçlerle işleyerek algılama eylemini gerçekleştiririz.

Algı Türleri; Görsel Algı

İnsanın çevresini ”görmesi’,’ algılaması ve anlamlandırması en önem taşıyan kesittir. Çevremizde baktığımız her nesneyi algılamıyoruz elbette. Bakmanın ötesine geçip görme faaliyetini gerçekleştirdiğimizde görsel algı meydana gelmekte. Her insan yaşanmışlıkları ve tecrübelerinden dolayı gördüğü nesnelere aynı anlamı yüklemiyor bu nedenle görsel algının da oluşması için kişisel gereksinimler, güdüler, motivasyonlar devreye giriyor.

Görsel algı içerisinde değerlendirilebilecek bir diğer algı de ‘’renk algısıdır.’’ Renkler; sıcaklık, soğukluk, aktiflik, pasiflik, dinlendiricilik, uyarıcılık gibi bir çok psikolojik etkiye sahiptir. Ve markalar bu algılar sayesinde müşteri portföylerini oldukça genişletmiştir.

Örneğin; yeşil renk güven ve huzur anlamına geldiğinden bankaların çoğu iç dizaynda bu rengi kullanarak ‘’Paranız güvende’’ algısını yaratır..

Kırmızı renk açlığı simgelediğinden fast- food markaları tabelalarında bu rengi kullanıyor. Üstelik kahverengi daraltan bir renk olduğundan yine fast- food markaları iç konseptlerinde kahverengiyi kullanıp sürekli bir masa meşguliyetini önlüyor.

İşitsel Algı

Uyaranlara ilişkin verilerin seslerle toplanıp algılanmasıdır. Müziğin tonu, ritmi, yükseklik ya da alçaklık oranı algıyı şekillendirir.

Yazılı bir metnin algılanışı ile seslendirilmiş bir metnin algılanışı aynı değildir. İşitsel algı duyulara daha hızlı etki eder. Bu yüzden markalar çoğu reklamlarını bir şarkı ile tamamlar ve bizler de reklamlarına maruz kaldığımız bu ürünlerin içeriğini ya da ne işe yaradığını bilmesek de hafızamız da tutmaya devam ederiz.

Örneğin; ‘’Annem bana dedi ki. Hadi doğru banyoya. Dalin aldım bak sana. Gözlerini açsana.

Annem bana dedi ki. Dalin hiç göz yakmaz ki. Açtım baktım gözümü. Gözlerim yanmadı ki.’’

‘’Kötüyüm ben kötüyüm, kötüyüm, kötüyüm. Herkesi hasta ederim, ederim’’

‘’Tut, şunun ucunu döşeyelim abi. Kolonları kirişleri döşeyelim abi. Mutfağa banyoya ulaşalım abi.’’

Koku algısı

Buruna hitap eden bu algı türü diğer algılardan daha fazla hafızada kalır. Bir koku duyulduğunda benzer nesnelerin, olayların, kişilerin ya da durumların hatırlanmasına yardımcı olur. Örneğin; en sevdiğinizin kokusunu (parfüm kokusu) ya da sevdiğiniz birinin pişirdiği bir yemeğin kokusunu yıllar sonra başka bir yer ve zamanda algıladığınızda geçmişte bıraktığınız o ana gidersiniz..

Tat Algısı

Uyaranlara tatmakla anlam yüklenmesi ve uyaranların yorumlanmasıdır. Tat duyusu çoğunlukla bireysel farklılıklarla değişebilir. Bir ülke için mükemmel olan bir tat bir başka ülke için aynı oranda mükemmeliyet taşımaz. Diğer duyularımızda olduğu gibi tat duyusunu da çoğunlukla kültür belirler.

Fast food firmaları bu yüzden farklı ülkelerin tatlarına göre seçenek sunmaktadır. Türkiye’de daha çok dana ve tavuk eti tercih edildiğinden içerisinde dana ve tavuk eti olan hamburgerler sunulurken Japonya’daki şubelerinde yosun çorbası, Hindistan’da bulunan şubelerinde ise körili burgerı satışa sunmaktadırlar.

Dokunma Algısı

Deri ile fark edilecek uyaranların fark edilerek verilere dönüştürülmesi durumudur. Her hangi bir ürünü satın almadan önce mutlaka dokunuruz. Elbise, ayakkabı, mücevher vs nin tenimize dokunması önemli bir satın alma kriteridir.

Ayrıca dokunmak kültürden kültüre farklılık gösterir. Burada beden dilinin ülkelere göre farklılık gösterdiğini de söyleyebiliriz. Bizim için iyi niyet taşıyan bir hareket başka kültürde yanlış anlamalara sebebiyet verebilir.

Örneğin: Türkiye’ de bizlerin sıklıkla kullandığı tokalaşma (selamlaşma), İngilizler tarafından fazla samimi bulunur.

Bir nesneyi ya da kişiyi göstermek; Avrupa ve Amerika da normal karşılanır.

Endonezya’ da görgüsüzlük anlamındadır.

Türkiye’ de ise küçümsemek anlamını taşır.

Türkiye’ de çocukların başını okşamak sevgi, şefkat belirtisi iken. Endonezya’da çocukların başının okşanması hoş karşılanmaz. İnanışlarına göre çocuklar başları okşandığında geri zekâlı olurlar.

Algı Türleri’ nden sonra “Çevremizdeki uyarıcılar” konusu ile ilgili fikir sahibi olmak isterseniz; 

Çevremizdeki Uyarıcılar

4 Comments

Leave a Reply

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    esmer manken

    Karanlığın Kraliçesi Nyakim Gatwech Rekorlar Kitabına Girdi!

    Kısa boylu kadınlar

    Kısa Boylu Kadınlar İçin Giyim Önerileri