in ,

Affetmek Zorunda mısınız? Hangi Durumlarda Affetmelisiniz?

Affetmek zorunda mısınız? Son yıllarda bağışlamanın olumlu etkilerini vurgulayan bilimsel çalışmalar gösterilerek bağışlayıcı olmamız önerilmektedir.

Affetmek Zorunda Mısınız?

Affetmemenin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği, depresyon ve anksiyete bozukluklarına davetiye çıkarabileceği iddia ediliyor. Ayrıca kin ve öfke duygularını kucaklayarak stres seviyemizi artırabileceğimiz de iddia ediliyor. Stresin artması bağışıklık sistemini etkileyerek birçok sağlık sorununa neden olabilir. Bu rahatsızlıklar arasında kalpten kansere kadar pek çok hastalık listelenir.

Erken gelen affedicilik zararlı olabilir.

  • Kişiler birini affettikten sonra anlaşma yoluna da gitmiş olabilir. Affettiğini de sanabilir, ancak kendisini daha da yaralamış ve travmasını derinleştirmiş olabilir.
  • Erken gelen affedicilik bir süre sonra problem yaratabilir. Negatif duyguların yüzeye çıkmasına sebep olabilir. Her insan bir değildir, kimisi karşısındakini bir anda affedebilir ancak kimisinin uzun bir zamana ihtiyacı olabilir. Erken gelen affetme insanın içindeki öfkeyi dışarıya vurmasına etken olabilir.

Toplumun affetme baskısı çoğunlukla uzlaşma baskısıdır.

Genelde çevreler, ayrılacak ya da ayrılmayı düşünen çiftlerin ayrılmasını istemez. Onlar arasında arabulucu olup bir arada tutmaya çalışırlar. Bu çiftler uzlaşma içinde görünse bile birbirlerini affetmiş sayılmazlar.   Duygusal olarak taşıdıkları öfke ileride aralarında problemlere neden olabilir.

Affedicilik konusunda objektif olmamız çok güç.

Hayatımızla ilgili verdiğimiz diğer önemli kararlarda olduğu gibi bağışlamak da hem duygusal hem de bilişsel bir süreç. Sahip olduğumuz ilişkiye verdiğimiz değer ve ihlalin yeniden gerçekleşme ihtimali gibi birçok konuyu göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

İnsanların yaşamış olduğu acılarla yüzleşmeliyiz.

Bağışlayarak geleceğe odaklanmamız gerektiği gibi iddialar insanların geçmişte ne kadar acı çektiğiyle yüzleşmekten bizi alıkoymamalı.

Ayrıca kişilerin ve grupların yaşadığı travmalara akıllıca teoriler geliştirmemize de mani olmamalı.

Bağışlamamak utanç yaratmamalı.

Bağışlamayı toplum olarak sürekli ön plana çıkardığımızdan, bağışlayamayan insanlar sanki kötü bir şey yapıyorlarmış gibi hissedebilirler kendilerini.

Utanç duygusu özellikle eşleri tarafından kötü muameleye tabii tutulmuş kadınlara yaşatılır. Sorumlu bir anne olarak eşlerini bağışlamaları ahlaki bir görevmiş gibi kendilerine dayatılır.

Oysaki toplumun bağışlama baskısı büyük ölçüde uzlaşma baskısıdır. İlişkiye devam etmeleri beklenir. İç dünyalarında yaşadıkları önemsenmez.

 

Bağışlamanın da bir zamanı var.

  • Yaşanılan bir ihlal, haksızlık ya da aldatılmadan sonra insanların hemen affetmesini bekleyemeyiz. Kişiler kızgınlık, öfke gibi doğal tepkiler sergileyebilir. Bu kişilerin hemen bağışlamasını beklemek oldukça saçma bir davranış olur. Bir çok insanın bağışlamak için zamana ihtiyacı vardır.
  • Kişinin bağışlama sürecine müdahale etmek doğru olmaz. Kendisine uygun olan zamana bırakması kişileri daha da güçlü kılabilir.

 

Bağışlamamanın da yararları bulunur.

Öfke büyük bir enerji de sağlayabilir. Kişiyi kendi ayakları üzerinde durmak için harekete geçirebilir. Bu enerji ile depresyondan çıkarabilir ve değişmeleri için motive olabilirler.

Bağışlamamak ileride incinmelerini engelleyebilir insanların.

Erken gelen bağışlama kişinin kendine olan güvenini sarsabilir.

Kişiler başkalarını bağışlamak için kendisini baskı altında hissetmemelidir. Aslında güçlü karakter özelliklerinden olan affedicilik erken ve tam olarak sindirilemeden gelmesi doğru değildir. Kişi bu durum karşısında kendisine olan saygısını da yitirebilir.

Bağışlanan kişinin tutumu çok önemli.

Bireyin bağışlamaya karar vermesi kadar, bağışlanan kişinin davranışlarını değiştirmeye karar vermiş olması da önemli bir harekettir. Çünkü biliyoruz ki ihlali gerçekleştirenler her zaman yaptıklarının sorumluluğunu almazlar. Ya da yaptıkları fenalıkların yarattığı olumsuz etkileri küçümserler.

Eğer kişi özür dileyerek davranışlarını değiştirmişse, bağışlayan kişinin kendine olan saygısı artabilir. Fakat yanlış tutum sürüyorsa, bağışlayan kişi kendisini kötü hisseder.

Öfkenin kendi doğalında yavaşça kaybolmasını engellemek zararlı bir bastırmaya itebilir.

Öfke ya da intikam alma duygusu bastırılırsa daha sonra patlak vermemesi beklenilemez. Bastırılmış öfke de pasif saldırganlığa, depresyona, ilişki problemlerine ve birçok psikosomatik rahatsızlığa sebep olabilir. İleride ortaya çıkabilecek tartışmalarda çok acı bir şekilde ortaya çıkabilir.

İhlalde bulunan kişilerle yüzleşmenizin faydaları olabilir.

Bağışlamak yerine size karşı haksızlıkta bulunmuş kişilerle yüzleşmeniz doğru bir hamledir.  Ayrıca bu olay sadece sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlamaz, aynı zamanda zorbalığın, istismarın ve ayrımcılıkların azalmasına da katkıları bulunabilir.

Dünyada birçok haksızlık karşılarında hiç kimse durmadığı için devam ediyor. Zorbalığa karşı durmak toplumsal değişimi tetikleyebilir.

Kim kimin affetmesi gerektiğini düşünüyor.

Bu çok bilindik bir şey gibi gelebilir. Ama çoğunlukla yaşanan problem tam olarak da buradan kaynaklanır. Bağışlanmayı öneren kişilerin bundan duygusal ya da maddi çıkarları olmamalı. Eğer çıkar ilişkileri varsa affetme konusunda dikkatli olunmalı.

Bir grubu toplu olarak affetmek için önce eziyet durmuş olmalı.

Bağışlamayı bir kişinin diğerini affetmesi gibi göremeyiz. Bu toplumların zulmünü küçümsemek olur. Birçok grup atalarının acılarını toplar. Birlikte değişim için güç bulurlar.

Bir topluluk olarak ötekileştirilmiş bir grubun başka bir topluluğu affettiği ya da affetmediği durumları hatırlayalım. Örneğin; Siyahların Afrika’daki iç savaşlarda gördüğü zulüm devam ediyor. Bu insanlardan affetmeyi beklemek sizce kolay mıdır? Zorbalığın ortasında affetmek nasıl mümkün olabilir? Kısacası affetmek zorunda mısınız? Sorusunun cevabı her zaman evet olmak zorunda değildir.

Affetmek Neden Zordur? Affetmek Hangi Durumlarda İmkansız Hale Gelir?

One Comment

Leave a Reply

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    15 Yaşındaki Kız Amcasının Silahlı Saldırı Girişiminden Son Anda Kurtuldu!

    WhenThey See Us: Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanan Dram Dizisi

    When They See Us: Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanan Dram Dizisi