içinde

Adile Naşit Öyküsüdür

adile naşit öyküsüdür

Adile Naşit dediğimizde akıllara hemen sıcacık bir ana şefkati, “kuzucuklarım” deyişi, yeşilçam uğruna verilen müthiş bir emek gelir hiç şüphesiz. Bu nedenledir ki zorluklar içerisinde geçen hayatını anlatmak boyun borcumuz diye bildik ve bu yazımızı ona ayırdık.

Adile Naşit Kimdir?

Tarih 17 Haziran 1930… İstanbul’da tiyatro sanatçısı Amelya Hanım ve komedyen Naşit Bey’in Adela isimlerini verdikleri kızları dünyaya gelir. Evet, hepimizin AAdile Naşit olarak tanıdığı o müthiş sanatçı Adile Naşit’in adı esasen Adela’dır. Annesi Rum asıllı Amela Hanım daha sonra adını Emel olarak değştirmiş. Adile Naşit’in bir de kendisinden 2 yaş büyük ağebeyi varmış ki o da en az kendisi kadar tiyatro ve sinemaya emek vermiş olan Selim Naşit’tir. Ailenin babası Naşit Bey tuluat sanatında ve güldürüde o kadar usta bir isimmiş ki kendisine Komik-i Şehir lakabı bile takılmış. Zannımız odur ki hem ağabey Selim Naşit hem de Adile Naşit komedi yeteneklerini babalarından almış.

Küçük Yaşta Yetim

Baba Naşit Bey ki Sultan Abdulhamit’i bile güldürebilen bir adammış, 1943 yılında emr-i hak vaki olup hayata gözlerini yummuş. Küçük yaşta babasızlığın acısını tatmış anlayacağınız Adile Naşit. Ancak ailedne gelen sahne merakı onu da 13 yaşındayken donatmış ve İstanbul Çocuk ve Şehir Tiyatrosu’na kaydını yaptırıvermiş. Yeteneği ve çalışma azmiyle parıldayan sanatçı Halide Pişkin’in ekibine dahil olmuş ve Her Şeyden Biraz adlı oyunla İstanbul’da turneye çıkmış. 1948 ile 1951 yılları arasında Aziz Basmacı ve pek çoğumuzun o meşhır “Bediaaaa” nidasıyla tanıdığı büyük sanatçı Vahi Öz ile birlikte çalışma fırsatı bulmuş.

Kesintisiz Yükseliş

Adile Naşit, 1950 yılında kendisi gibi tiyatro sanatçısı olan Ziya Keskiner ile dünya evine girmiş. 1952 yılında ise bu evlilikten bir çocuğu dünyaya gelmiş. 1954-1961 arasında Muammer Karaca Tiyatrosu’nda canla başla çalışmış. 1963-1975 arasında ise Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü Tiyatrosu’nda çalışmış ki bu sırada ismi dalga dalga yayılmış diyebiliriz.

Evlat Acısına Rağmen…

Parasızlık… Bel büken parasızlık… Can yakan parasızlık… Adile Naşit’i en zor zamanda yakalayan parasızlık. Zira oğlu Ahmet’in doğuştan kalbinde bir delik vardır ve bu durum ancak ilkokul yıllarında anlaşılabilmiştir. Tedavi için Amerika’ya gitmesi gerekmektedir ancak parasızlık… Sahne arkadaşlarının çabasıyla bile ancak 20 bin lira toplanabilmiştri oysa 100 bin lira gerekmektedir. Gazetede açılan ilanlar vasıtasıyla toplanan parayla Ahmet gönderilir Amerika’ya. Ameliyat başarılı geçmiş olsa da Ahmet komaya girer ve uyanamaz. 16 Haziran 1966… Adile Naşit, biricik oğlu Ahmet’in vefat haberiyle acıların en büyüğünü yaşamış. Ne acıdır ki bu kara haber Adile Naşit’in doğum gününden bir gün evvel gelmiş. Bundan itibaren ölümüne dek asla doğum günü kutlamamış sanatçı. Haber ulaştığında İzmir’de bir oyun hazırlığındaymış ancak yine de çıkıp oynamış. 70’li yıllara kadar sinemada da boy gösterse de asıl ağırlık merkezi tiyatro olmuş. 1975 yılında ise ebeveynlerimizin kült filmler listesinde en başta olan Bizim Aile adlı filmde rol almış.

Sinemanın Annesi…

Adile Naşit, özellikle 1975’ten itibaren sinemaya ağırlık vermiş ve çoğunlukla Ertem Eğilmez ve Kartal Tibet’in yönetmen koltuğunda oturduğu komedi filmlerinde boy göstermiş. 1976 yılında İşte Hayat adlı filmdeki rolüyle en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görülmüş. Özellikle Münir Özkul ile birlikte rol aldığı filmlerde adeta devleşti Adile Naşit. Neşeli Günler, Gülen Gözler, Hababam Sınıfı ve daha niceleriyle sanattaki rüştünü ispatladı. Ancak onun bu denli yükselmesini sağlayan şey elbette anne rolünü yüreğinin en derin yerinden çıkartıp önümüze koyduğu “kuzucuklarım” sözüyle hepimize yaşatmış olmasıydı. Zira tek evladının vefatından sonra kendisini çocuklara ve hayvanlara adamıştı.

TRT Ekranlarının Masalcı Teyzesi

1980 yılına gelindiğinde artık o tüm ülkenin Adile Teyze’siydi. Yediden Yetmişe herkes onu ailenin bir parçası olarak görmeye başlamıştı. Hal böyle iken TRT devreye girdi ve ona Uykudan Önce adlı programı teklif etti. Proje, akşamları Adile Naşit’in masal anlatması üzerineydi. Elbette böyle bir işi hakkıyla yapabilecek tek kişi de oydu. Program öylesine sevildi ki, onu izleyen her çocuk artık onun kuzucuğuydu. Artık bu nesil, Adile Teyze’nin kuzucuklarıydı. Hakkını en samimi bir şekilde fazlasıyla verdiği anne rolleri 1985 yılında ona Yılın Annesi ödülünü bile getirdi.

Vuslat…

Adile Naşit, 1982 yılında eşi Ziya Keskiner’in vefatının ardından gizli saklı bir kez daha evlendi. Özel hayatıyla asla gündeme gelmiyor, yaptığı işin hakkını veriyordu. Ancak sevdiklerinin ölümünü görmek bünyesine ağır gelmişti. Usta sanatçı bağırsak kanserine yakalandı. Bir yandan tedavi olsa da mesleğini asla bırakmıyordu. Savaşıyordu. Ancak 11 Aralık 1987 tarihinde bu savaşı kaybetti ve bu dünyadan göçtü gitti… Mekanın cennet olsun Adile Teyze. Biz hala senin kuzucuklarınız…

 

Kraliçe Elizabeth Öyküsüdür

Yorumlar

Cevap bırakın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Yükleniyor…

    0

    Yorumlar

    0 yorum

    Tarçının faydaları

    Tarçının Faydaları Nelerdir?

    Yüzüklerin Efendisi Mahkemede