içinde

Absürt Hikayeler Serisi 6 – Necati

absürt hikayeler serisi

Absürt hikayeler serisi 6 ile karşınızdayım. Absürt Hikayeler Serisi Necati’nin altıncı bölümüyle yeniden devam ediyor sevgili ShallWe takipçilerim. Umarım beğenirsiniz. Şöyle geriye baktığımda epeyce anımı anlattığımı görüyorum. 5. bölümde en yakın ve en tuhaf arkadaşım olan Sinan’ı anlatmaya başlamıştım. Bu bölümde de tüm absürt halleriyle yine ondan bahsedeceğim.

Absürt Hikayeler Serisi 6- Necati

Absürt hikayeler serisi 6 ile ufak bir bilgi verelim. Sevgili arkadaşlar hatırlarsanız Sinan’ın her kıyafetinin siyah olduğunu anlatmıştım. Sırf bu nedenle gerçek ismini bilmezdi çoğu kişi. Uzunca bir süre Sinan’ın adı “Siyah Giyen Çocuk” diye bilindi sınıfta. Bir gün yine d kapısı dediğimiz yerde güvenlik görevlisiyle sohbet ederken “Yahu bu siyah giyen eleman istihbaratçı falan mı?” diye sordu. “Yok abi o nereden çıktı?” dedim şaşkınlıkla. “E hep simsiyah giyiniyor asker botları falan ne bileyim” dedi. Güvenlik görevlisinin istihbaratçıların hep siyah giydiği kanısına nereden vardığını merak ettim ama çok çişim geldiğinden sohbeti uzatmadım daha fazla.

absürt hikayeler serisi 6

Tüten Sinan

Kıymetli arkadaşlar Sinan’ın en büyük takıntılarından birisi sigaradır. Ben onun gibi sigara aşığı bir insan evladı daha tanımadım. Evden gelen parayı sigaraya ve kitaba gömerdi. Sigaranın markasının ve kalitesinin hiç bir önemi yoktu onun için. Duman olsun yeterdi. Ama zamlar Sinan’ın da belini bükmeye başlamıştı. O yüzden tütün sarmaya başladı. Kilo kilo tütün alır, tütün sarma makinesiyle sarardı. Ama tek tuhaflığı bu değildi elbette. Çeşitli otlardan meydana getirdiği bir karışımı içerdi sürekli. Bir gün “o içtiğin ne” diye sordum. “Reis ciğerleri temizliyor bu karışım” dedi. “Oğlum hem sigarayı hem de bunu mu içiyorsun?” dedim. “E bi yerden yıkıp bi yerden yapıyorum” dedi. Tipik bir Karadenizliydi Sinan işte.

Sinan ve Aşk

Öte yandan Sinan böyle alengirli işleri de severdi. O zamanlar sınıfımızdan bir kıza sırılsıklam aşık olmuş her ders çıkışında birlikte takip ediyorduk kızı. İnsanlar iki tane lüzumsuzun birini takip ettiğini anlamasın diye de ağaçların arasından dolanıyorduk. Nihayet bir gün kıza açılma kararı aldı. “Kardeşim normal bir şey olmasın en azından bir şiir yazıp vereyim” dedi ve Osmanlıca-Göktürkçe karışımı bir aşk şiiri yazmak için kolları sıvadı. Kelimelerle oynuyor, sözlüklere gömülüyor, takip etmekten artan zamanımızı bu şiire harcıyorduk.

İki Ay Boyunca Uğraşılan Şiir

Sanırım bir buçuk iki ay kadar sonra şiiri bitirip temize çektik. Beklentimiz kızın bu iki ay emek harcanmış aşk yapıtını okuduktan sonra Sinan’ın boynuna sarılıp “yaaa şapşal şey” demesiydi. Ama ufacık, minicik, küçücük denecek kadar önemsiz bir ayrıntıyı gözden kaçırmıştık. Kızın bir sevgilisi vardı (şu an o çocukla evliler). Sinan iki ay uğraşıp yazdığımız şiiri uzatınca kız da “öff be” deyip “cart” diye yırtmasın mı kâğıdı! Sevgilisi olduğunu kızın çemkirişleri arasından seçtiğimiz kelimelerden öğrendik. Böylece Sinan kalbi kırıklar kervanına katılırken edebiyatımız da belki de bir daha göremeyeceği Göktürkçe-Osmanlıca şiiri kaybetmiş oldu (çok şükür).

Telefon Meselesi

Absürt hikayeler serisi 6’da Sinan’ın başka bir absürt huyu ise telefon kullanmamaktaki ısrarı. Kendisini derse gömer, dünyayı boş verir, kitaplara dalar, telefonu da sessize alıp bir köşeye atardı. Ama nasıl olursa en lüzumsuz yerde de telefonu çalardı. Birinci sınıftayız… Sinan, en önde oturuyor. İslamiyet Öncesi Türk Tarihi dersinde çıt çıkmadan aynı zamanda bölüm danışmanımız olan hocayı dinliyoruz.

“Telefonu Çalanı Yakarım!”

Bakın adamın kullandığı cümle aynen şu: “Derste telefonu çalanı, telefonuyla oynayanı yakarım. Titreşimde bile olmayacak!” İşte bu cümleden beş saniye sonra en ön sıradan bangır bangır bir mehter marşı yükselmeye başladı. Tüm sınıf, hoca dahil şok olduk. Garibim Sinan, dedesinin o dönemler meşhur olan televizyon kanalından aldığı telefonunun sesini açık unutmuş. Hem de en olmadık adamın dersinde! Çalan melodi de hücum marşı. Sınıfta çıt çıkmıyor, hücum marşı bangır bangır çalıyor. Sinan bir taraftan çaktırmamaya çalışıyor ama diğer yandan da tıpkı çizgi filmlerdeki gibi morun değişik renklerine bürünüyor. Hocanın sinirden gülmesini fırsat bilip gülmesek muhtemelen kalp krizi geçirecekti çocuk.

mehter takımı

Borç

Sinan’la olan anılarımın hepsini anlatamam ama bir tanesi var ki hatırladıkça gözlerimin dolmasını, Sinan’a ne kadar borçlu olduğumu daha iyi anlamamı sağlar. İkinci sınıfta nükseden böbrek rahatsızlığımdan bahsetmiştim hatırlarsanız. Bir gün derse gitmek için hazırlanırken sancım tuttu hafiften. Devamsızlığım fazla olduğundan dersin hocasından izin almak için aceleyle çıkıp hızlı adımlarla okula geldim. Sağ olsun hocamız ikiletmeden izin verdi. Hemen Sinan’ı buldum. Beni öyle görünce beti benzi attı çocuğun.

Ktü Yolu Yokuştur

Arkadaşlar Karadeniz Teknik Üniversitesi bir yamaca kuruludur. En yukarıda da Farabi Tıp Fakültesi vardır ve o yokuş dik ve uzundur. Sinan bir koluma girmiş vaziyette kampüsün içindeki yokuş-merdiven karışımı yolu tırmanmaya başladık. Attığım her adımda sancım daha da artıyor, canımdan can alıyordu. Bir yerden sonra daha fazla dayanamayıp yere oturdum. Sinan “kardeşim dayan azıcık daha” diye beni telkin ediyordu. 40-50 metre ilerimizde tıp fakültesine giren bir kapı vardı ama oradan sadece personel girebiliyordu o da kart göstererek.

ktü

Kardeş Sırtı

Allah’tan genç birisi gelip personel olduğunu, bizi oradan geçirebileceğini söyledi. Sancım iyice artmış, zonklama seviyesine gelmişti. “Oraya kadar yürüyemem” dedim son takatimle ve başımı kaldırıma koyup asfalta uzandım. İşte tam o arada bir çift kolun beni kaldırdığını hissettim. Sinan beni sırtına almıştı. Attığı her adımda “kardeşim dayan yetiştik” diyordu titreyen sesiyle. Gerçekten de yetiştirmişti beni Sinan. 50 metre sırtında taşımıştı. Kendime geldiğimde Sinan yine başımdaydı ve o gün kahvaltı bile yapmamıştı.

aşk

Teşekkür

O gün aç karnına beni sırtlayışını, hastane koridorlarında çırpınışını unutamam. Teşekkür ederim kardeşim. Tüm kalbimle hatta tüm böbreğimle teşekkür ederim. Ha bu arada, Sinan aradığı aşkı yıllar sonra buldu arkadaşlar. Şu an kendisi nişanlı. E bi hayırlı olsun dersiniz artık.

 

Absürt Hikaye-Senin Allah Cezanı Versin Tuncay!

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

kamu çalışanları

Kamu Çalışanları Bu Haber Sizi İlgilendiriyor. Ikramiye Müjdesi Geldi.

Beyaz bot kombinleri

Bu Sezon Aşırı Trend! İşte Beyaz Bot Kombinleri