SON DAKİKA

Absürt Hikaye – Senin Allah Cezanı Versin Tuncay!

haha

10 Ağustos 2018'de eklendi

Absürt Hikaye – Senin Allah Cezanı Versin Tuncay!

Shall We? üyelerinden gelen birbirinden kıymetli yazıları sizlerle paylaşmanın sevinci içerisindeyiz. Absürt hikaye tarzında yazılan ve Turan Cevdet EKİNOĞLU’nun kaleminden çıkan bu yazıyı eminiz sizler de seveceksiniz.

Absürt hikaye tarzında yazılan “Senin Allah Cezanı Versin Tuncay!” sizlerle!

Aralıksız dokuz saat çalıştıktan sonra hem biraz hava almak hem de karnımı doyurmak için bilgisayarımın başından kalkıp kendimi dışarıya attım. Üzerimde paltom ve atkım olmasına rağmen soğuk havaya birden çıkmanın etkisiyle vücudumda garip garip seğirmeler başlamıştı. Hava cidden soğuktu. Hemen yanımdaki elektrik panosunun üzerinde kediyi gördüm. Tip tip bakıyordu. Bu kediden nefret ediyordum çünkü adı Tuncay’dı ve ben Tuncaylardan nefret ediyordum. Adı Tuncay olmayan her şey kabulüm ama Tuncaylar… Ellerim paltonun ceplerinde yürürken karşıdan gelen iki süper kızın benim hakkımda “Ay ne tatlı şey bu böyle” dediğini duydum.

Hayatımda ilk defa başıma gelen bu olay gururumu okşamıştı. Teşekkür etmek için döndüğümde kızların kaldırımın yanındaki elektrik dolabının üstünde bi’ taraflarını yalamaya çalışan Tuncay’ı sevdiğini gördüm. Kendimi aldatılmış gibi hissettim bir an için. Yoluma dönüp giderken “Senin Allah cezanı versin Tuncay” diye söylendim. O arada kedinin adını niye Tuncay koyduklarını merak ettim. Fakat hemen sonra fark ettim ki bu hayvana Tuncay diyen tek insan evladı benim. Size Tuncay’la olan asıl meselemizi anlatayım.

Absürt hikaye

Absürt hikaye

Efendim Tuncay aslen benim çok yakın arkadaşlarımdan birinin adı. Bazen tuhaf, bazen iyi, bazen iğrenç denebilecek kadar iyi geçinirdik. İğrençlikten kastım mecazi değil gerçekten iğrenç olabiliyorduk. Yemeğime sümkürdüğü oluyordu terbiyesizin. İşte ne olduysa bu iğrençlikler yüzünden oldu. Sırf bir iddialaşmaya sebep şampuan şişesine kedi pisliği koymuştum. Tabi içindeki şampuanı bakkal Cumali abiden aldığım poşetin içine doldurdum önceden ki ziyan olmasın.

Yani sadece şampuan şişesine kedi pisliği doldurmakla kalmadım üstüne bir de şampuanını çaldım adamın. Tuncay normalde sakin adamdır buna alınmayacak kadar da iğrenç bir dostluk abidesidir. Ama o gün yurt dışından bunun anneannesi ziyarete gelmiş. Tuncay da “Anneanne uzun yoldan geldin gir bi banyo falan yap” diye kendi şampuanını daha doğrusu şampuan sandığı şişeyi kadına vermiş. Bu arada Tuncay’ın anneannesi 74 yaşındaydı bu olay esnasında. Orada ne oldu bilmiyorum ama durumun vehametini o sakin adamın telefonda bana bayağı yakası açılmamış orijinal küfürler ettiğini duyunca anladım ve gönlünü almak için yanına gitmeye karar verdim. Yanımda da bakkal Cumali abinin poşetine doldurduğum şampuanı aldım hatta bir de özür notu yazdım üstüne. Fakat o arada imkansızlıklarla boğuştuğum için cd kalemiyle direkt poşete yazdım notu.

O arada dünyam karardı…

Hızlı hızlı yürüyerek Tuncay’ın iş yerine gittim. Beni görünce gözleri parladı ellerini kaldırdı göğe “Allah’ım dualarım kabul oldu” deyip güle güle üstüme doğru koşmaya başladı. “Kardeşim benim be kızmayacağını biliyordum” deyip sarılmak için kollarımı iki yana açtığımda Tuncay neresinden çıkardığını anlamadığım bi vazoyu tam bıngıldağıma oturttu. O arada dünyam karardı. Gözümü açtığımda Tuncay ortalarda yoktu ama Allah razı olsun ofistekiler kafama buz falan koymuşlardı. Hastaneye götürdüler beni.

Absürt hikaye

Absürt hikaye

Tuncay her ne kadar bana vahşice davranmış olsa da bu olay bile dostluğumuzu bitirmemişti. Dediğim gibi aramızdaki samimiyet bazen böyle tuhaflaşabiliyordu. Birkaç günlük dargınlığın ardından yeniden sıkı dostlar olmuştuk Tunca’yla. Ta ki ben Ezgi’ye aşık olana kadar.

Ezgi, Tuncay’ın kuzeni olup güzel sanatlar fakültesinin müzik bölümünün son sınıf öğrencisiydi. Onunla tanışmamız da yine Tuncay’la olan saçma sapan bir iddialaşma vasıtasıyla oldu. Onu, fakültelerinin bir etkinliğinde Tuncay’ın yanında görmüştüm. Hemen Tuncay’ı bir kenara çekip kim olduğunu sordum. Fakat Tuncay “Ooooğlum o kızın peşinden koşan çok sen daha yanına bile gidemiyorsun” dedi. Tuncay bu konuda haklıydı. Kızlara açılma konusunda hep sıkıntı yaşamış, uzaktan uzaktan seyretmiştim hep hoşlandığım kızları. Fakat Tuncay böyle söyleyince içimdeki Cesur Yürek atını şaha kaldırdı resmen.

“Bak gör bir bayanla nasıl tanışılır iyi izle ve öğren” dedim artist artist. Tuncay’ın da canına minnet “Tamam lan! Sen bu kızla çık, sana en kral yerde en kral yemeği ısmarlayacağım. Ama öyle tanışmakla kalmayacaksın, çıkacaksınız ve bana kanıt olarak birlikte çekindiğiniz öz çekimlerden göndereceksin anlaştık mı?” Bir anda gözlerim parladı. Tanışma faslından iş bir anda çıkma mertebesine yükselmiş, o muhteşem anlar gözümün önüne gelmişti. “Tamam ulan!” dedim. Heyecan seli içerisinde ayrıldım Tuncay’ın yanından.

Büyüklere Masallar – “Kırmızı Elmalar”

Ahh Ezgi… Uzun düz saçları, koyu yeşil gözleri, hafif esmer teni ve ismiyle müsemma şarkı gibi ahenkli sesi, konuşması… Hani böyle anlarda kalbinizde bir sıcaklık hissedersiniz ya, aynen öyle oldu bana da. Fakat o anda göğsümde hissettiğim sıcaklık aşktan değildi maalesef.

Gözlerimi Ezgi’den ayırmadan oradan oraya giderken elinde çay tepsisi tutan bir elemanla çarpışmıştım. İkimiz de devrilmiş fakat çayların büyük kısmı benim üstüme kalan kısmı da yere dökülmüştü. Nasıl bağıracağımı bilemediğimden sesim bile çıkmamıştı. Etrafımızda kümelenmiş üç dört kişinin yardımıyla kalkmaya çalışırken Ezgi’nin bana bakıp güldüğünü gördüm. Rezil olmuştum. Bir taraftan kaynar çayların göğsümde yarattığı müthiş acı, bir taraftan Ezgi’ye rezil olmanın dayanılmaz utancı içinde arkamı döndüm ve otomattan birkaç tane soğuk su alıp kuytu bir yere çekildim. Gömleğimin düğmelerini açıp suları göğsüme koydum. Acıyı biraz hafifletmişti. Utanç ve acı içinde kendi kendimi tedavi ederken şarkı gibi ahenkli bir ses “Çok geçmiş olsun” dedi. Bu insanı büyüleyen sesin sahibi Ezgi’ydi. Hemen düğmelerimi ilikleyip toparlandım. “Teşekkür ederim” dedim. Kalp ritmim bir anda tavan yapmıştı. “Yanıktan biraz anlarım müsaade edersen bakayım” dedi.

“Yok zahmet etmeyin” diye kekeledim. “Yok yahu ne zahmeti hem çok mahcubum sana karşı gayri ihtiyari de olsa güldüm bir anda. Bırak hatamı telafi edeyim.” Israrına daha fazla dayanamadım ve gömleğimin üstten iki düğmesini açtım. Eliyle hafif hafif dokunuyordu. Mucizevi bir şekilde elinin değdiği yerde sızı kesiliveriyordu. Daha doğrusu kendimi inandırmaya çalıştığım durum buydu gerçekte ise Ezgi’nin elleri çok soğuktu. Bir ara üşümedim değil ama tabi çaktırmadım. Sadece o an, ellerini ısıtabilmek için tüm bedenimi yakabileceğimi fark ettim. Ahhh aşk işte…

Hayat Pişmanlıklar İçin Çok Kısa!

İşte orada tanıştık Ezgi’yle. O da benden hoşlanmıştı. İnanılmaz bir şekilde mucizeler bir birini izledi ve çıkmaya başladık. Tuncay’a verdiğim söz gereği bir hafta boyunca çektiğimiz öz çekimlerden onda da gönderdim. Son fotoğrafı attıktan sonra Tuncay’dan garip bir mesaj geldi:

“O kız benim dayımın kızı yani kuzenim ve babası da emekli albay. Şimdi elime düştün it oğlu it hahaha.”

Birden üstüme yıldırım düşmüş gibi hissettim. Bu yıkıcı istihbaratı doğrulamak daha doğrusu yalanlamak için aramadığım insan evladı kalmadı. Maalesef doğruydu. Orada öğrendim işte Ezgi ile Tuncay’ın kuzen olduğunu. Tuncay’ın emekli albay dayısının öfkesi dillere destan olmuştu. Öyle ki mahallelerinde hırsızın giremediği tek evdi. Taşlar yerine oturuyordu. Tuncay, sırf intikam alabilmek için kuzenini bana ayarlamıştı. İşin kötüsü, inkar bile edemezdim. En nihayetinde ilişkimizin kanıtlarını bizzat kendi elimle yollamıştım Tuncay’a.

O seni bulursa şişleyecek!

Hemen Ezgi’yi aradım ve durumu anlattım. Fakat kötü haberlerin ardı arkası kesilmiyordu. Çünkü Ezgi’yle yaptığım o kahredici konuşmadan anladığım kadarıyla Tuncay bu işi Ezgi’yle tezgahlamıştı. Ağlamak geliyordu içimden. “Baban sana kızmayacak mı sanki Ezgi, beni de öldürecek seni de öldürecek en azından giderken yanımda seni de götürürüm” diye artistlik yapacak oldum. Fakat onu bile ayarlamışlardı. “Hahhay cicim ben iki gün sonra Almanya’ya gidiyorum babamın öfkesinden ne kadar uzak olursan o kadar zarardan kurtulursun. Hem Almanya’daki dedem beni çok sever korur, kollar babamı da bana karşı sakinleştirir sen kalırsın geriye” dedi. “O deden beni de korusa keşke” diye hafifçe iç geçirdim. Duymuş olacak ki “O seni bulursa şişleyecek o şampuan olayını yaptığın kadın onun karısı” diye hayali olan kurtuluş yolumu bile kapattı.

Daha sonra her şeyi en başından alıp, tanışmamızın, bir haftalık o saadet döneminin nasıl tezgah olduğunu bülbül gibi şakıdı. Bağırmak, çağırmak, beddualar okumak geliyordu içimden. Ama, Allah kahretsin, sevdiğimden kıyıp da söyleyemiyordum. Zaten o da fazla uzun tutmayıp suratıma kapattı telefonu. Yine de içimdekini atmak için Tuncay’ı aradım ve tek bir şey söyledim:

Absürt hikaye

Absürt hikaye

“Senin Allah cezanı versin Tuncay!!!”

İşte bu olaydan sonra o elektrik dolabının üstünde gebeş gibi yayılan ve Tuncay’ın şampuanına koyduğum dışkının da kaynağı olan sarı kedinin adı da Tuncay oldu…

(Yazarın Notu: Bu Absürt Hikaye Sizleri Biraz Da Olsa Gülümsetebilmek Adına…)

Turan Cevdet EKİNOĞLU  

 

Yorumlar

9
Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment
8 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
7 Comment authors
turan.ekinogluShall WeEnes Dilbendude9020seher35arslan Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Ozlem
Üye
Ozlem

Emegine saglik cok iyiydi :))

tatlicadi
Editor

Ahhh tuncayy ahhhh

seher35arslan
Üye
seher35arslan

Yaktın Tuncay abiii

dude9020
Üye
dude9020

Yapma Tuncay :))

Enes Dilben
Üye
Enes Dilben

Ah ulan Tuncay ne yaptın adama

SİZİN İÇİN ÖNERİLİYOR

22 Nisan 2018, 03:20

Dünya Günü, 22 Nisan

Şu an olduğunuz yerde durun ve gözlerinizi kapatın. Burnunuza gelen sümbül, manolya, yasemin kokusunu düşleyin. Üzerinde uzandığınız çimlere dokunun hayalinizde, elleriniz ve çıplak ayaklarınız yere düşen hafif çiğ damlalarına dokunsun, yüzünüze ışığı vuran güneşin ısısının içinize işlediğini mutluluk ve tebessümle hissederken. Rüzgarın hafif uğultusu bittiğinde uzaktan gelen şelalenin sesinin, neşeli...

Devamını Görüntüle