içinde

Absürd Hikayeler Serisi 4 – Necati

absürd hikayeler serisi 4

Sevgili dostumuz, Turan Cevdet Ekinoğlu’nun Necati serisi devam ediyor. İşte merakla beklenen absürd hikayeler serisi 4 sizlerle! Bakalım Necati’nin başına yine neler neler gelmiş…

Absürd Hikayeler Serisi 4 – Necati

Merhaba ben… Adımı söylemeyeyim herhalde tanıyorsunuz artık beni. Anılarımı hız kesmeden aktarmaya devam ediyorum.

Hatırlarsanız 1. Bölümün ufak bir yerinde, saat sabah 10.00’da olan sınava öğlen 13.00’da girmeye kalktığımı anlatmıştım. Hatırlamadınız değil mi? Okumadınız çünkü. Bunu unutmayın ama. Neyse devam edelim.

Üniversite 2. sınıfta aldığımız Roma-Bizans Tarihi dersinden bütünlemeye kalmış, moral olarak dibe vurmuştum. Normalde sevdiğim bir ders olmasına rağmen hocanın sınavlarda ne istediğini bir türlü anlayamadığımdan istediğim notu alamamıştım. Hatta bu dersin vize sınavı sonuçlarını hoca derste açıklarken herkese kaç beklediğini sormuş, düşük alanlarla da dalga geçmiştim.

Sıra bana geldiğinde hocanın “kaç bekliyorsun?” sorusuna “tabi şimdi gerçekçi olmak lazım hocam en az 60 bekliyorum” diye cevap verince hoca sınıfı inleten bir kahkaha patlatıp (hep öyle gülerdi) “hayal âleminde yaşamaya devam et sen 30’u zor aldın” demişti. Hani kendinizi, hayatın amacını, varlığın felsefesini sorguladığınız o utanç anları olur ya; hah işte o birkaç saniyede onu dibine kadar yaşamıştım. Neyse devam edelim.

absürd hikayeler serisi 4

İşte bu olaydan sonra bütünlemeye kalınca en yüksek notu alıp tarih yazmaya ant içmiş, yaklaşık 300 sayfalık konuya abanmıştım adeta. Kütüphanede sabahlamalar, sağdan soldan not bulmalar, uykusuz kalmalar derken üst sınıflardan sınav sorularını bile bulmuştum. “Başka yol yok! Bu ders en yüksek notla geçilecek!” diye kendimi gaza getiriyordum. Columbia Üniversitesi merdivenlerini antrenman yapacam diye koşa koşa çıkan Rocky Balboa kadar gaza gelmiştim.

Sınavdan bir gece önce…

Uykumu da iyi ayarlamak adına ufaktan plan yapmıştım. “Sınav öğlen 1’de… Şu an saat gecenin 3’ü… Bir saat daha çalışıp yatarım, 12’de kalkar sınava giderim.” Nasıl? Basit ama etkili değil mi? Zehir gibiydim hey gidi hey. Neyse… Planladığım gibi öğlen 12.00’da uyanıp hazırlandım ve gülücükler saçarak bir şeyler atıştırıp çıktım evden. Yolda kendimi tutamayıp dans falan ediyorum çiğköfteci Fiko tuhaf tuhaf bakıyor ama adama sarılasım, yanaklarından öpesim geliyor öyle mutluyum.

Absürd Hikayeler Serisi 3 – Necati

Bölüme adımımı attığımda kimsenin gelmediğini görünce üst sınıflardan Kadir’in yanına gidip “bu salaklar niye gelmemiş hala? Sınav başlamak üzere?” diye sordum. Kadir, Trabzonlu bir arkadaşımız. Meğer kendisi de dersi alttan alıyormuş bütünlemeye kalmış ben öyle “salak” deyince o da “sensin salak! Sınav saat 10’daydı nerdesin sen Allah’ın salatalığı!” diye karşılık verdi.

Absürd Hikayeler Serisi 2 – Necati

Bakın Allah sizi inandırsın o an her şey durdu. Zaman, kalbim, beynim her şey… Hemen bölüm panosuna gittim. Baktım, Kadir haklıydı. Gözlerimi kapatıp açıp bir daha baktım. Bir daha ve bir daha… Sınav gerçekten de saat 10’daymış. Nasıl olmuştu bu? Nasıl yapmıştım bunu? Saat 10’daki sınav nasıl saat 13.00 diye aklımda kalmıştı? Kütüphanede geçirdiğim geceler geldi aklıma. Okkalı bir yumruk patlattım duvara. O ara Kadir geldi ve “Mustafa hoca kantinin önünde oturuyor. Bence git yalvar yakar seni sınav yapsın” dedi.

Absürd Hikayeler Serisi 1 – Necati

Merdivenleri dörtnala inerken diğer yandan da söyleyeceğim yalanı düşünüyordum. “Evi su bastı mı desem ev arkadaşım Mustafa rahatsızlandı mı desem” diye kendi kendime yalan beğenirken gittim Mustafa hocanın oturduğu masaya. Masada başka hocalar da var. Mustafa hoca beni görür görmez “ nerdesin lan sen? Sınavı yaptık bitti niye gelmedin?” diye sorunca ani bir refleksle az önce aralarında seçim yapmaya çalıştığım iki yalanı birleştirip “Hocam, Mustafa’ya su bastı” demiş bulundum. Ortamda derin bir sessizlik. E adamın adı da Mustafa ne bilsin benim ev arkadaşımı. “Allah’ım bu ne kötü bir gün!

Yanayım yanayım ateşlerde yanayım!

Kadir’e dolaylı yoldan salak dediğime mi yanayım, sınavı kaçırdığıma mı yanayım, son söylediğim şeye mi yanayım! Al canımı şuracıkta ne olur” diye yaratana yalvarırken durumu düzeltmek adına “hocam sizi kast etmedim ev arkadaşımı şeettim” diyerek iyice sıvamıştım. Bu davranışları sergilediğim masada 2 doçent 1 yardımcı doçent 1 araştırma görevlisi var. Genelkurmay gibi… Birkaç saniyelik sessizliğin ardından masadaki hocalar yarıla yarıla gülmeye başladılar. Ben de gayri ihtiyari, biraz da hocaların gülmesinin verdiği rahatlıkla ağlanacak halime gülmeye başladım.

absürd hikayeler serisi 4

Mustafa hoca beni odasına götürdü. Kendimi sağlam bir azar yemeye hazırlarken “yarım saat süren var. 70 ten yukarı vermem. Soruların da aynı” deyip sınav yaptı. Soruların hepsini bilmemden ve Mustafa hocanın böyle bir babalık yapmasından dolayı Sezercik gibi olmuştum. Dokunsalar ağlayacağım o derece. Kâğıdımı okurken “aferin bak bu kez tam istediklerimi yazmışsın” dedi. Gelgelelim ben buna rağmen cc ortalamayla geçebilmiştim.

Dersi düşük ortalamayla vermiş olsam da Mustafa hocanın dostluğunu kazanmıştım. Aradan yıllar geçti ama ben o iyiliğini hiç unutmadım. Teşekkürler hocam…

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

yym tarafından yazılmıştır.

Shall We? olmadan yapamaz O!

kombucha nedir?

Ölümsüzlük İksiri “Kombucha” – Kombucha Nedir?

Google Pixel 3 ve Pixel 3XL Tanıtıldı!