içinde

Absürd Hikayeler Serisi 3 – Necati

Absürd Hikayeler Serisi 3
Absürd Hikayeler Serisi 3

Sevgili dostumuz Turan Cevdet Ekinoğlu’ndan Absürd Hikayeler Serisi 3 sizlerle! Heyecanla beklediğiniz hikaye tüm absürdlüğüyle devam ediyor 😀

Absürd Hikayeler Serisi 3 – Necati

Merhaba ben Necati… Geçen bölümde nerede kalmıştık? Ha evet hatırladım. Batuhan’ı anlatmıştım size. Yine öğrenci evi hayatımla devam edeyim.

Evde üç Erzurumlu, bir Bayburtlu ve bir de Trabzonlu olmak üzere beş kişi ikamet etsek de hiç beş kişi kalamadık. Sürekli arkadaşlarımız geliyor ve bizde kalıyordu. Bu nedenle yedi, sekiz hatta dokuz kişi kaldığımız oluyordu. Bir ara eve kim kira veriyor kim misafir, şaşırmıştım. Bir gün hiç tanımadığım, muhtemelen Mustafa’nın arkadaşlarından biri olan bir elemanın bana “Oooo kanka hoş geldin. Sen otur ben çay getireyim sana” demesiyle kendimi misafir gibi hissetmiş, çay çok güzel olduğundan sesimi çıkarmamıştım.

Absürd Hikayeler Serisi 3

Gelgelelim çaylarımızı höpürdek yudumlarla içerken (o kadar güzeldi ki bitmesin diye ağzıma aldığım yudumun yarısını bırakıyordum) “yav bu çayda tomurcuk var?!” dedim. Eleman istifini bozmadan “evet? Niye şaşırdın ki?” dediğindeyse olayın rengi değişti. “Bizde tomurcuk yok ki” deyince bir sorunu halletmiş de günü kurtarmış edalarıyla “Olur mu ya, vardı tabi hatta ilk geldiğimde ben almıştım ama rafta unutmuşum. Aklımdan nasıl çıktıysa tomurcuk çay kutusunu kumbara sanıp para atmaya çalışırken ayıktım olaya” diye karşılık verdi. Beynim iyice yamışmıştı. Canım da sıkılmıştı üstelik.

Bu ne zamandır burada kalıyor lan?

Kendi kendime “bu ne zamandır burada kalıyor lan?” diye en katı sorgulamaları yapıp hafızamı zorluyordum. Beynimin ön lobu uyuşmuştu resmen. Mustafa’yla konuşmaya karar verdim. Çabuk bitsin de kalkıp adamla konuşayım bir an önce diyerekten yarım bardak sıcak çayı ağzıma doldurunca az önce uyuşan beyin lobumun eriyip burnumdan akacağını sandım. Sanki ağzımın içinde çay değil de lav varmış gibiydi. Kaynar çayı niye tepeme diktiğimi idrak etmeye çalışırken adını bilmediğim bu güzel çay demleyen arkadaş “hehe dikkat et sıcaktır” diye şaka yapınca çektiğim acı iki kat arttı. Ziyan olmasın diye tüküremedim de…

Yataktaki Mustafa değildi…

Mecburen gözlerimden yaş gele gele yutkunduktan sonra elemana dönüp “kardeşim eline sağlık ayrıca Allah belanı versin” dedim ve kalkıp Mustafa’nın odasının önüne geldim. Kapıyı tıklattım ama ses çıkmadı. Fakat ben kararlıydım. “Uyuyorsa da uyandıracam aga bu iş böyle olmaz” dedim ve odaya girdim. Gerçekten de yorganı kafasına çekmiş uyuyordu. Bir kaç defa sarsarak uyandırmaya çalışınca “Lan bi uyutmadınız a… ne var!” diye bir sesle yorgan açıldı. Bu manzara karşısında bir şok daha yaşamıştım. Yataktaki Mustafa değildi. Mustafa’nın yatağında başkası yatıyordu. Ve o başkasıyla aramda geçen diyalog aynen şu şekildeydi:

“+ Kusura bakma kardeşim uyandırdım. Mustafa nerede?”

“- Ömer’in odasında.”

“+ Ömer nerede?”

“- Mutfakta uyuyordu”

“+ Ama mutfak boş?”

“Tihihehe sevgilisine gitmiştir.”

Absürd Hikayeler Serisi 3
Absürd Hikayeler Serisi 3

Son söylediği imkânsızdı çünkü Ömer’in kınımınısı ailesiyle yaşıyordu. Bu yüzden üst üste yaşadığım fakat atlatmak için müthiş bir mücadele verdiğim bu şokları nihayet mağlup ederek Mustafa’yla konuşmak için Ömer’in odasına geçtim. Zaten yan odaydı. Cenab-ı Allah’a bin şükür ki Ömer’le Mustafa koyun koyuna uyuyordu. İkisini de şefkatli depiklerimle kaldırdıktan sonra durumu anlattım. Mustafa “kanka ben hallederim hiç merak etmeyin” dedi ve gerçekten de halletti. Elemanlarla konuşmaya gitti ve yarım saate kalmadan evde bizden başka kimse kalmadı. “Ne dedin lan kovar gibi yapmasaydın” dedim. “Yok kanka merak etme” diye cevap verdi. Meğer Mustafa bir aydır bizde kalan bu güruha faturaların geldiğini hatırlatınca onlar da “kanka biz daha fazla rahatsızlık vermeyelim” diyerek ayrılma kararı almışlar. Evde fazladan üç kişi kaldığını, üçüncü kişinin Batuhan’ın odasındaki çekyatla bütünleştiğini de bu şekilde öğrendik.

Son tomurcuklu çaydan da olmuştuk…

Ev birden boşalmıştı. Önce güzelce havalandırdık her yeri. Sonra Mustafa “Neco bi çay koy da ağız tadıyla içelim” dedi. Neşeli ıslıklar eşliğinde adını bilmediğim arkadaşın demlediği çayı artistik hareketlerle lavaboya döküp yeniden çay demlerken birden aklıma tomurcuk geldi. Raflara baktım, yok. Mustafa’ya seslenip “Musto tomurcuk nerde lan?” dedim. “Kanka bizde tomurcuk yok ki” dedi. “Olur mu lan vardı hatta senin arkadaş ilk geldiğinde almış…” diyecektim ki acı gerçeği fark ettim. İşte o bana çay koyan arkadaş giderken tomurcuk çayı da götürmüştü ve ben artistlik yapacam diye onun demlediği çayı da döktüğüm için elimizdeki son tomurcuklu çaydan da olmuştuk. İçimden “vay şerefsiz vay götürmüş güzelim tomurcuğu” diye diye ziftten biraz hallice çay demledim ve höpürdek yudumlarla içtik.

Bu da böyle bir anımdır ama dahası da var. Tabiî ki sonraki bölümlerde anlatacağım. Şimdilik hoşça kalın.

Absürd Hikayeler Serisi 1 – Necati
Absürd Hikayeler Serisi 2 – Necati

Yorumlar

Cevap bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor…

0

Yorumlar

0 yorum

ekaterina lisina

Ekaterina Lisina Bacak Boyuyla Rekorlar Kitabına Girdi

Pratik börek tarifleri

Pratik Börek Tarifleri – Resimli