Gündem

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Ve Söylemlerimiz

Yıllar yılı süregelen eril kültür ve dili yıkmak elbet kolay değil fakat günden güne bir şeylerin farkına varıldığı aşikar. Kadınlar, gerek  elde ettikleri haklarını gerek mevcut kazanımlarını korumayı bir de var olan ayrımcılık ve şiddetin ortadan kaldırılması konusunda sonsuz mücadelesini daimi yürütecek durumda. Emekleriyle dünyanın güzelleştiğini, mücadelelerinin yaşamlarını onurlandırdığını ve dünyayı kendilerini geliştirdikleri takdirde değiştireceklerinin farkında. O yüzden yaşasın kadınların emekleri ve onurlu mücadeleleri! 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve söylemlerimiz ile ilgili derlediğimiz haberimiz sizlerle…

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Ve Söylemlerimiz

 

Peki, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Bizde Gerçekten Ne Anlam İfade Ediyor?

Gün kutlama günü değil anma günüdür önce bu konuyu bir açıklığa kavuşturalım. Sonra da biz kadınlar çiçek değil kadınız efendim. Yani kadın kadındır, çiçek de çiçektir. Erkek de erkektir bu durumda konu bu kadar basit. Hiçbir canlının birbiriyle özdeşleştirilmesine  gereksiz kibarlık yapılmasına ihtiyacı yoktur, eminim.

Konunun anma boyutunu, neler yaşandığını ve ne zamandan beri süregeldiğini de değerli arkadaşımız Mugetta “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” yazısında detaylı olarak aktarmış durumda. Biraz daha söylemsel ve kadının emeği (görünmeyen) üzerinden olaya nasıl bakılır bir de bunu görelim.

Eril söylemler…

 

Günlük konuşmalarımızı irdelediğimizde farkında olarak ya da olmayarak birçok eril söylemlerde bulunmaktayız. Ve ne yazık ki bu söylemler basit, ha hemen değiştiriverelim tarzı kelimeler topluluğu değil. Bu yüzden kadının emeğini, yaptığı işleri ve mevcut hayatta gerçekleştireceklerini anlamaya bazı söylemleri dilimizden arındırarak başlayabiliriz. Yerlerine alternatif kelimeleri kullanıp yeniden yapılandırarak oluşturabileceğimiz basit yöntemler varken yılın bir günü adettendir diyerek kutlamayla anlamak olmaz, üzgünüz.

Örneğin, “İşini adam akıllı yapmak” yerine “işini doğru/düzgün yapmak”, “adam olmak” yerine “insan olmak” gibi kalıplara dikkat ederek başlayabiliriz bir şeyleri değiştirmeye. Kız çocuklarına “kız gibi otur bakalım, sen bir prensessin şöyle davran, kız dediğin şunları bunları yapmaz”, erkek çocuklarına “kız gibi ağlama güçlüsün, büyüyüp askere gidecek ev geçindireceksin, benim oğlum her şeyi yapar” vari cümleleri de lügatımızdan çıkarıp etrafımızdakileri de uyardığımız takdirde gerçekten bir kadının emeğini gördüğümüzü ve erkekler kadar hayatı başarıyla idame ettiğini görmüş olacağız.

Koca gün evde ne yapıyorsun?

Ev işlerini yapmanın zorluğunu da yalnız yaşayan beyler bilir lakin eve dönüş aşamasında “nasıl yemek yapmazsın, koca gün evde ne yapıyorsun sanki?” sorgulaması da bir emeği görmezden geliş durumu mesela. Kaçımız her gün tertemiz girilen ev için kaç saat uğraşıldığının ve nasıl bir emek harcandığının farkında? Üstelik bunu da yapması gerekenin sadece kadın olduğunu düşünen toplumumuzda kadınların bir şeyleri yapmak için nasıl mücadeleler verdiğinin minicik örneği bu durum.

Sokaktayken mesela belli bir saate kadar her şeyi halletmemiz gerekliliğini benimsetmişler yıllar yılı. Neden bizi öcüler yerken erkek kardeşimiz veya kuzenimiz istediği saatte giriyor ki aynı eve. Hani dışarıdakiler ateş saçan ejderhalar değilse yanlış yöntemlerle yetiştirdiğiniz erkek çocuklar sevgili ailelerimiz çok üzgünüm. Eğer ki aynı şekilde koruma içgüdüsü yaklaşımı yapsanız bizimle aynı koşullarda evde olacak, dışarıda gezecek ve eğlenecekler. He durum koruma içgüdüsü değil de erkek çocuğunuzu yüceltmekse dışarıda oluşan bunca kötülüğe sebebiyet yine sizlersiniz bunun için de lütfen sizler çok üzgün olun, düşünün ve çocuklarınızı adil büyütün.

Ne acı…

Sevginiz var bir de mesela. Karşılık bulamayınca her türlü psikolojik ve fiziksel şiddetin meşru görüldüğü. Ne acı değil mi? Sanki bir kadın, seviliyor diye sevmek zorundaymış gibi mecbur bırakılıyor. Sevse sevgisindeki emek görmezden geliniyor. Baskılanıyor, aidiyetlik abartılıyor ve toplum içinde belirli kıstaslar içerisinde davranmaya zorunluymuş hissediyor kendini. Hayır efendim değil. Herkes sevgisinde karşılık  görecek diye bir şey yok. Nazım Hikmetin de dediği gibi “Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?”

 

Anneliği de es geçmeyelim konumuzda. Annelik meselesi bizde öyle kutsanmış ki sanki tüm kadınlar anne olmak zorunda ve olmayan yarım kadınmış gibi. Neden peki? Mecbur mu bir kadın çocuk yapmaya hele ki böylesine anneliğin kutsanıp anneye aynı değerin verilmediği toplumda? İstemiyordur, farklı hayat planları vardır ya da çocuk sevmiyordur bu kadar basit bu durum. Erkek, çocuk istemiyorum derken iyi güzel de kadın istemeyince neden büyük bir sorun oluyor? Çocuğu dünyaya getirmenin meşakkati ayrıyken bir de yıllar yılı vereceği emeğin görülmediği, tüm yükü üzerine yıkmak isteyen toplumun tavrı ve kendi dünyasına yoğunlaşamaması soruluyor mu acaba kadına? Elbette ki hayır…

Bu Haber İlginizi Çekebilir: Dünyada Çığır Açan Kadınlar

Basit olarak görünen fakat önemli olan konular ele aldıklarımız, daha niceleri var fakat görünürleri aktarmaya çalıştık. Umarız kadının emeğinin önemsendiği, ikinci sınıf cinsiyet olarak görülmediği, başarısının takdir edildiği, hukuki ve ekonomik alanda eşit rol ve ücretlere tabii olduğu bir toplum inşa edebiliriz. Aksi takdirde kuru aktarım ve basit kutlamalarla her sene tekrarlanan klasik bir gün olarak kalmasından ileri gidemez. Biz de gelişmiş aydın ve bilinçli bir toplum olamayız. Yani kısacası bir şeyleri tam olarak aşmamız için daha yolumuz çok ama elimizden geleni yaparsak çabucak çoğalacağımız kesin. Emek konusu mühim ve her emek verenin emeği kutsanmalı, rollere büründürülerek yapması zorunluymuşçasına davranılmamalı. Belirli roller sadece kadına aitmiş gibi gözükse de değil, sadece belirli tahakkümün yıllar yılı dayatması ve bu yıkılabilir.

İlgili Makaleler

5 Yorum

  1. Annelik evde calışma inanin en büyük emekcilik belkide disarda calişmak cok daha kolay sonuç olarak bütün emekci kadinlarin günü kutlu olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu