Gündem

1492 Yılı ve Yaşanan Önemli Olaylar

 

Gözlem yapılan düzlemin ve yapılanın açısal olarak durduğu yerin (bakış açısı) gözleyen, gözlemlenen ve de gözlem olgusunu tanımlamak gibi hayati bir önemi bulunmaktadır. Aynen 1492 tarihini duyduğunuzda kafanızda ister istemez Amerika’nın Keşfinin canlanması gibi.

İlk kez Colombus mu keşfetmişti Amerika’yı ya da keşfetmek nedir gidilen yer boş mu idi gibi felsefi/teorik tartışmaları bir kenara bırakarak can alıcı soruyu soruyoruz: 1492’de Granada düştü (gerçi bu da bir bakış açısı: düştü mü :)) bu konu ile ilgili hiçbir malumatınız var mı? Bu güzel yazısı için Süleyman Kaygaz’a teşekkür ederiz. 

1492: Granada Emirliği

Granada Emirliği, Endülüs Emevi Devletinin ardıllarından İspanya’da yani Avrupa’da kalmış son kent/devlet yapılanmasıdır. Ve öncesinde de bahsettiğimiz üzere 1492 yılındaki savaşı kaybetmesinin ardından Avrupa toprakları tamamen terk edilmiş ve de Afrika kıtasına geçme süreci ortaya çıkmıştır. Hem Müslümanlar hem de Yahudiler açısından derin acılara neden olan bu son ile birlikte Tarık Bin Ziyad komutasında 711 yılında yerleşilen topraklardan 1492 senesinde tamamen geri çekilinmiş oldu. Buradaki tarihlere dikkat ediyorsanız neredeyse 800 yılı bulduğunu görebilirsiniz. Yani kafamızda neredeyse ezelden beri Türk/Müslüman olduğu düşünülen İstanbul’dan hala yaklaşık 250 yıl daha fazla Arap/Müslüman hakimiyetinde olan bir İspanya gerçekliği bulunmaktadır.

1492: Avrupa Merkezcilik

Ancak maalesef 1492 yılı çoğunluk için bu bakış açısı ile görülmemekte daha doğrusu bilinmemekte belki de daha da vahimi birkaç bilgi kırıntısı kulaklarına bile çalınmamış bulunmaktadır.  Evet bakış açımızın salt Avrupa merkezci olduğu bir düzlemden de başka bir türlü pratik beklenemezdi zaten. Bu arada amacımız konuyu Müslümanlık perspektifinden ve de hamasi olarak değerlendirmek değildir. Aynen inanç pratiğinizin olmamasının da (ateist, deist vb.) sizi konudan bağımsız kılmaması gerektiği gibi. Konuya doğu-batı ekseninde tarih ya da merkez-çevre ekseninde baskınlık ya da hakikat-gerçeklik arayışı ekseninde ifşa düzlemlerinden bakabilirsiniz.

Ezcümle

En başta bahsettiğimiz üzere gözleyen, gözlemlenen ve de gözlem düzlemi kavramlarını az da olsa öğretilmişliklerden bağımsız olarak değerlendirip pratize edebilirsek nehirdeki yaprak misali akışa kendini kaptırmış halimizden çıkabilmemiz mümkün olacaktır. Biraz çaba belki…

Bu arada gözleyenin gözlemleneni ve dolayısıyla da gözlemi evriltme gibi bir durumu da var ama olay kuantuma doğru gidiyor. Belki başka sefere oraları deşeriz :)

 

İlgili Makaleler

7 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu